13 Nisan 2010 Salı

Thyrimazol Hamilelerde Kullanılmaz.

Hamilelerde Methimazol (Thyrimazol) veya Carbimazol Kullanılmaz.
Zehirli guatr'da kullanılan methimazol (Thyrimazol), hamilelerdeki (gebelerdeki) zehirli guatr'da kullanılmamalıdır; bu ilaç bebek üzerine sakat bırakıcı (teratojenik) etkiye sahiptir. Zehirli guatr’ı olan (hipertiroidi) hastası hamilelerde propyl thio uracil (Propycil) isimli ilaç kullanılabilir.

Methimazol (Thyrimazol) veya Carbimazol’ün Diğer Önemli Yan Tesirleri
Anti-tiroid bir ilaç olan Thyrimazol, karaciğer üzerine daha az zarar verir ancak kemik iliği üzerine toksik etki yaparak beyaz kan hücreleri başta olmak üzere geçici veya kalıcı bütün kan hücrelerinin üretimini bozabilir.

Propycil Karaciğer Yetmezliği Yapabilir.

Propycil, Zehirli Guatrlı Hastalarda İlk Başlanılan İlaç Olmamalıdır.
Amerikan Tiroid Birliği (American Thyroid Association-ATA) ve Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (Food & Drug Administration-FDA)’in 2009 yılında ortaklaşa yaptığı bir toplantının bildirisinde; ülkemizde Propycil ticari adıyla satılan proyl thio uracil içeren ilacın zehirli guatr (hipertiroidizm) hastalarında “ilk ilaç” olarak kullanılmasının sakıncaları dile getirilmiştir.

Propycil Karaciğer Yetmezliği yapabilir.
Propycil, ülkemizde zehirli guatr (Graves Hastalığı, Basedow Graves Hastalığı, Toksik Guatr, Hipertiroidizm) hastalığının teşhisinden sonra “ilk başlanılan” ve en çok tercih edilen anti-tiroid ilaçtır.

Maalesef, bu ilacın karaciğer üzerine zehirli (toksik) yan tesirleri vardır ve bu yan tesirlerin en önemlisi ise karaciğer yetmezliğidir. Bu ilacı kullananlarda düşük doz da kullanılsa, kısa süre de kullanılsa karaciğer yetmezliği gelişebilmektedir.

Karaciğer yetmezliği, ancak ve ancak karaciğer nakli ile tedavi olunabilmektedir. Ülkemizde karaciğer nakli çok güçtür, donör (verici) bulmak daha da güçtür. Karaciğer nakli ameliyatları ise ancak sayılı merkezlerde ve sınırlı sayıda hastanede yapılabilmektedir. Karaciğer nakli, kapsamlı bir ekip ile mümkündür; basit bir ameliyat yöntemi değildir.

Karaciğer yetmezliği, derhal tedavi edilmezse hasta kaybedilir. Böbrek yetmezliğinde olduğu gibi nakil yapılana kadar diyaliz vs ile hastanın bekletilmesi mümkün değildir.

Propycil ilacının diğer önemli yan tesirleri ise kemik iliği üzerine toksik etki yaparak beyaz kan hücreleri başta olmak üzere geçici veya kalıcı bütün kan hücrelerinin üretimini bozabilir, geçici veya kalıcı hipotiroidizm (tiroid hormon yetmezliği), tiroid nodülü gelişimine sebep olmak, tiroidi büyütmek (guatr), sperm hücrelerinin üretimini bozabilir.

Ne Önerilir?
Amerikan Tiroid Birliği (American Thyroid Association-ATA) ve Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (Food & Drug Administration-FDA)’in 2009 yılında ortaklaşa yaptığı bir toplantının bildirisinde; eğer radyoaktif iyot kullanılmayacaksa, zehirli guatr (hipertiroidizm) hastası anti-tiroid ilaçlarla tedavi edilecekse o takdirde Ülkemizde Thyrimazol olarak satılan methimazol veya carbimazol türevi ilaçların kullanılması önerilmektedir.

Hamilelerde Methimazol (Thyrimazol) veya Carbimazol Kullanılmaz.
Thyrimazol, hamilelerde (gebelerde) kullanılmamalıdır; bu ilaç bebek üzerine sakat bırakıcı (teratojenik) etkiye sahiptir. Zehirli guatr’ı olan (hipertiroidi) hastası hamilelerde Propycil isimli ilaç kullanılabilir.

Methimazol (Thyrimazol) veya Carbimazol’ün Yan Tesirleri
Thyrimazol, karaciğer üzerine daha az zarar verir ancak kemik iliği üzerine toksik etki yaparak beyaz kan hücreleri başta olmak üzere geçici veya kalıcı bütün kan hücrelerinin üretimini bozabilir.

05 Nisan 2010 Pazartesi

Radyoaktif İyot Tedavisi (RAİ), Kısırlık Yapar Mı?

Kadın üreme hücresi (yumurtalar), doğuştan itibaren vardır; doğumdan sonra gelişir, büyür. Erkek üreme hücresi (sperm hücresi) ise ergenlikten sonra üretilmeye başlanır ve devamlı yeni sperm hücreleri üretilir. Kadın yumurtaları radyasyona dirençlidir, etkilenmez.

Bir sprem hücresinin ortalama ömrü 3-6 ay kadardır. Üretildikten sonra cinsel aktivite ile atılmazsa testiste kalan sperm hücresi 3-6 ay içinde kendiliğinden dışarı atılır. Yeni üretilen sperm hücreleri 1-2 gün içinde yeterli üretkenlik, dölleme ve olgunlunluk seviyesine ulaşır. Cinsel aktivite ile veya kendiliğinden dışarı atılan sprem hücresi yerine yeni sperm hücreleri üretilir. Devamlı üretilen sperm hücreleri radyasyona karşı zayıftır, hassastır, etkilenir; ancak sperm hücresini üreten kök hücreler yani üretici ana hücreler radyasyona dirençlidir, zarar görmez.

İşte bu nedenle, rai tedavisinden sonra erkek hastanın 3-6 ay çocuk yapmaması, bu dönemde spermlerini normal olarak atması, kondom (prezervatif) ile doğum kontrolü yapması sağlanır, ancak 3-6 aydan sonra daha sonra çocuk yapmasına engel bir durum yoktur, zira 3-6 ay sonra yeni üretilen sperm hücreleri radyasyona maruz kalmamıştır, etkilenmemiştir.

Kanser olmayan tiroid hastalıklarında kullanılan düşük doz radyoaktif iyot tedavisi RAİ), sanıldığının aksine kısırlık yapmaz. Bu konuda uzun yıllar bir çok araştırma yapılmıştır. Bu araştırmalarda sanıldığının aksine gerek erkek gerekse kadınlarda üreme hücrelerinde kalıcı bir bozukluk olmamıştır.

Tiroid kanserli hastalara uygulanan çok yüksek doz radyoaktif iyot (rai) tedavisinden sonra bile kısırlık oluşmadığı, hatta 200 miliküri gibi çok yüksek rai alan hastalarda ertesi ay bile hamilelik söz konusu olduğu deneyimli hekimlerin tanık olduğu durumlardır. Ancak, yine de yüksek doz radyoaktif iyot tedavisi (RAİ)uygulanan hastalara kısırlık olasılığından bahsetmek, bir gelenek olmuştur.

16 Ocak 2010 Cumartesi

MEDÜLLER TİROİD KANSERİNDE İYOT-131 MIBG TEDAVİSİ

MEDÜLLER TİROİD KANSERİNDE İYOT-131 MIBG TEDAVİSİ

Tiroid medüller kanseri tanısı konan hasta önce ameliyat edilir; ameliyatla tiroid bezi tümüyle eksiksiz çıkarılır. Ameliyatta çevredeki lenf düğümleri (cervicocentral) lenf düğümleri çıkarılır.Hastada tiroid bezesi tümüyle çıkarıldıktan sonra özel olarak kurşun ile zırhlanmış bir hastane odasında hastalara yüksek doz RAİ uygulanır.

Ameliyattan yaklaşık 6 hafta sonra medüller tiroid kanseri hastaları hastanede yatırılır ve mümkün olduğunca yüksek doz radyoaktif iyot I-131 ile bağlanmış MIBG (meta iyodo benzil guanidin) verilir.

Böylece ameliyat öncesinde, ameliyat sırasında ve ameliyat sonrasında tiroid bölgesinde kalan ve vücudun başka yerlerine dağılmış olan “kanser hücrelerinin” ortadan kaldırılması amaçlanır.Eğer tiroid medüller kanseri başka bir yere gitmiş ve orada “yayılma” yapmışsa bu durumda daha da yüksek doz radyoaktif iyot I-131 ile bağlanmış MIBG uygulamaktan ibarettir.

Hastaların ameliyat sonrasında radyoaktif iyot I-131 ile bağlanmış MIBG tedavisi öncesinde tüm vücudunu taramak ve takiben yüksek doz tedavi verdikten sonra tüm vücudu bir kez daha taramak daha kesin sonuçlar vermektedir.Tedavi dozu damla damla verilir; özel bir aparatla hastaya uygulanır. Allerjik reaksiyon ortaya çıkabilir. Devamlı hekim gözetiminde uygulanması gereken bir tedavidir.

Gereken vakalarda aradan 6 ay geçtikten sonra tekrar yüksek doz radyoaktif iyot I-131 ile bağlanmış MIBG verilebilir.İlk defa uygulanan radyoaktif iyot her zaman daha etkilidir; o nedenle ilk başta yüksek doz verip kesin sonuca ulaşmak önemlidir. İkinci defa ve daha sonra verilen radyoaktif iyot I-131 ile bağlanmış MIBG tiroid kanser hücreleri tarafından tutulması daha düşük olarak gerçekleşir (etkisi de azalır).

Temel prensip "İLK DOZ ALTIN DOZDUR"Hastanın iyi hazırlanması, tedavi sonrası dönemin ciddiye alınması, tedavi sonrasında bazı özel uygulamalarla yüksek dozlu tedavinin tükrük bezleri, akciğer ve diğer yakın organlara zarar vermesinin önüne geçilir.

PAPİLLER TİROİD KANSERİ TEDAVİSİNDE RADYOAKTİF İYOT UYGULAMASI

Tiroid papiller kanseri tanısı konan hasta önce ameliyat edilir; ameliyatla tiroid bezi tümüyle eksiksiz çıkarılır. Ameliyatta çevredeki lenf düğümleri (cervicocentral) lenf düğümleri çıkarılır.Hastada tiroid bezesi tümüyle çıkarıldıktan sonra özel olarak kurşun ile zırhlanmış bir hastane odasında hastalara yüksek doz RAİ uygulanır.

Ameliyattan yaklaşık 6 hafta sonra papiller tiroid kanseri hastaları hastanede yatırılır ve mümkün olduğunca yüksek doz (>150 miliküri) radyoaktif iyot RAİ verilir.Böylece ameliyat öncesinde, ameliyat sırasında ve ameliyat sonrasında tiroid bölgesinde kalan ve vücudun başka yerlerine dağılmış olan “kanser hücrelerinin” ortadan kaldırılması amaçlanır.Eğer tiroid kanseri başka bir yere gitmiş ve orada “yayılma” yapmışsa bu durumda daha da yüksek doz radyoaktif iyot-131 uygulamaktan ibarettir.

Hastaların ameliyat sonrasında radyoaktif iyot-131 tedavisi öncesinde tüm vücudunu taramak ve takiben yüksek doz tedavi verdikten sonra tüm vücudu bir kez daha taramak daha kesin sonuçlar vermektedir.Tedavi dozu 150 mci' (MİLİKÜRİ)nin altında olmamalıdır. Gereken vakalarda aradan 6 ay geçtikten sonra tekrar yüksek doz iyot-131 verilebilir.İlk defa uygulanan radyoaktif iyot her zaman daha etkilidir; o nedenle ilk başta yüksek doz verip kesin sonuca ulaşmak önemlidir.

İkinci defa ve daha sonra verilen radyoaktif iyotun tiroid kanser hücreleri tarafından tuutulması daha düşük olarak gerçekleşir (etkisi de azalır).

Temel prensip "İLK DOZ ALTIN DOZDUR"Hastanın iyi hazırlanması, tedavi sonrası dönemin ciddiye alınması, tedavi sonrasında bazı özel uygulamalarla yüksek dozlu tedavinin tükrük bezleri, akciğer ve diğer yakın organlara zarar vermesinin önüne geçilir.

FOLLİKÜLER TİROİD KANSERİ TEDAVİSİNDE RADYOAKTİF İYOT UYGULAMASI

FOLLİKÜLER TİROİD KANSERİ TEDAVİSİNDE RADYOAKTİF İYOT UYGULAMASI

Tiroid folliküler kanseri tanısı konan hasta önce ameliyat edilir; ameliyatla tiroid bezi tümüyle eksiksiz çıkarılır. Ameliyatta çevredeki lenf düğümleri (cervicocentral) lenf düğümleri çıkarılır.Hastada tiroid bezesi tümüyle çıkarıldıktan sonra özel olarak kurşun ile zırhlanmış bir hastane odasında hastalara yüksek doz RAİ uygulanır.

Ameliyattan yaklaşık 6 hafta sonra folliküler tiroid kanseri hastaları hastanede yatırılır ve mümkün olduğunca yüksek doz (>150 miliküri) radyoaktif iyot RAİ verilir.Böylece ameliyat öncesinde, ameliyat sırasında ve ameliyat sonrasında tiroid bölgesinde kalan ve vücudun başka yerlerine dağılmış olan “kanser hücrelerinin” ortadan kaldırılması amaçlanır.Eğer tiroid kanseri başka bir yere gitmiş ve orada “yayılma” yapmışsa bu durumda daha da yüksek doz radyoaktif iyot-131 uygulamaktan ibarettir.Hastaların ameliyat sonrasında radyoaktif iyot-131 tedavisi öncesinde tüm vücudunu taramak ve takiben yüksek doz tedavi verdikten sonra tüm vücudu bir kez daha taramak daha kesin sonuçlar vermektedir.Tedavi dozu 150 mci' (MİLİKÜRİ)nin altında olmamalıdır.

Gereken vakalarda aradan 6 ay geçtikten sonra tekrar yüksek doz iyot-131 verilebilir.İlk defa uygulanan radyoaktif iyot her zaman daha etkilidir; o nedenle ilk başta yüksek doz verip kesin sonuca ulaşmak önemlidir.

İkinci defa ve daha sonra verilen radyoaktif iyotun tiroid kanser hücreleri tarafından tuutulması daha düşük olarak gerçekleşir (etkisi de azalır).

Temel prensip "İLK DOZ ALTIN DOZDUR"Hastanın iyi hazırlanması, tedavi sonrası dönemin ciddiye alınması, tedavi sonrasında bazı özel uygulamalarla yüksek dozlu tedavinin tükrük bezleri, akciğer ve diğer yakın organlara zarar vermesinin önüne geçilir.

RADYOAKTİF İYOT TEDAVİSİ SONRASI ORTAYA ÇIKAN HİPOTİROİDİ

RAİ Sonrası Tiroid Hormon Yetmezliği (Hipotiroidi)

Her tiroid ameliyatından sonra tiroid hormonu azalır ve TSH ameliyat öncesine göre yükselir. Tiroid ameliyatı sonrasında da tiroid hormon yetmezliği oluşur. Hatırlatmak gerekir ki tiroid ameliyatında tiroidin hormon üreten bir kısmı veya tamamı çıkarılıp atılır. Çıkarılan bu tiroid parçasının ürettiği hormonu bir daha üretemez. Bu nedenle tiroid ameliyatları sonrasında tiroid hastalara tiroid hormon tabletleri (hap) verilir ve verilmelidir. Ameliyat sonrasında tiroid hormonu verilmeyen hastalarda tiroid hastalıkları tekrarlar, nüks oluşur; tekrar ameliyat olması gerekir.

Aynı şekilde, RAİ uygulanan hastalarda tiroid tümüyle veya kısmen hormon üretemez duruma getirilir ve tiroid dokusu küçülür. Bu durumda aynı ameliyatta olduğu gibi RAİ sonrasında da tiroid hormon yetmezliği oluşur. Yani, tedavi sonrası hipotiroidi, sadece RAİ tedavisine has değildir.

Radyoaktif iyot tedavisi sonrasında ortaya çıkan hipotiroidizm (tiroid hormon yetmezliği); bu tedavinin yani RAİ’nin bir yan tesiri değildir, bir sonuçtur; beklenene veya beklenmesi gereken bir sonuçtur. RAİ, zehirli guatr’da (hipertiroidizm’de) kullanıldığında hipotiroidizm yapabilir ama aynı şekilde bu hastalık için yapılan tiroid ameliyatı da hipotiroidizm yapar, aynı şekilde bu hastalıkta kullanılan anti-tiroid ilaçlar (Thyrimazol veya Propisil) da hipotiroidizm yapar. Yani, hipertiroidizmi hangi yol ve yöntemle tedavi ederseniz edin hipotiroidizm kaçınılmazdır.

13 Ocak 2010 Çarşamba

TİROİD KANSERİ TEDAVİSİNDE RADYOAKTİF İYOT UYGULAMASI

TİROİD KANSERİ TEDAVİSİNDE RADYOAKTİF İYOT UYGULAMASI

Tiroid kanseri tedavisi için hastalar hastanede yatırılır ve mümkün olduğunca yüksek doz (>150 miliküri) RAİ verilir. Hastada tiroid bezesi tümüyle çıkarıldıktan sonra özel olarak kurşun ile zırhlanmış bir hastane odasında hastalara yüksek doz RAİ uygulanır. Bu radyoaktif iyot (iyot-131) ağız yoluyla alınır (yutulur). Sıvı veya kapsül halinde radyoaktif iyot kullanılır. Kapsül formu tercih edilmelidir; sıvı radyoaktif iyot tercih edildiğinde tedavi sonrasında tükrük bezelerinin kuruması daha sık görülmektedir. Ayrıca, sıvı radyoaktif iyot kullanıldığında yemek borusunun (ösefagus)gereksiz yere daha fazla radyasyona maruz kalması söz konusudur.Böylece ameliyat öncesinde, ameliyat sırasında ve ameliyat sonrasında tiroid bölgesinde kalan ve vücudun başka yerlerine dağılmış olan “kanser hücrelerinin” ortadan kaldırılması amaçlanır.Eğer tiroid kanseri başka bir yere gitmiş ve orada “yayılma” yapmışsa bu durumda daha da yüksek doz radyoaktif iyot-131 uygulamaktan ibarettir.Hastaların ameliyat sonrasında radyoaktif iyot-131 tedavisi öncesinde tüm vücudunu taramak ve takiben yüksek doz tedavi verdikten sonra tüm vücudu bir kez daha taramak daha kesin sonuçlar vermektedir.Tedavi dozu 150 mci' (MİLİKÜRİ)nin altında olmamalıdır. Gereken vakalarda aradan 6 ay geçtikten sonra tekrar yüksek doz iyot-131 verilebilir.İlk defa uygulanan radyoaktif iyot her zaman daha etkilidir; o nedenle ilk başta yüksek doz verip kesin sonuca ulaşmak önemlidir. İkinci defa ve daha sonra verilen radyoaktif iyotun tiroid kanser hücreleri tarafından tuutulması daha düşük olarak gerçekleşir (etkisi de azalır). Temel prensip "İLK DOZ ALTIN DOZDUR"Hastanın iyi hazırlanması, tedavi sonrası dönemin ciddiye alınması, tedavi sonrasında bazı özel uygulamalarla yüksek dozlu tedavinin tükrük bezleri, akciğer ve diğer yakın organlara zarar vermesinin önüne geçilir.Verilecek toplam dozun sınırı genellikle toplam 2000 mCi civarındadır. Ancak, vücudunun her yerine kanser yayılmış ve hayatı tehlikeye girmiş bir hastada bu sınır aşılabilir.

Atom Tedavisi mi Radyoaktif İyot Tedavisi mi?

Atom mu RAİ mi?

Atom Tedavisi aha önce sıvı radyoaktif iyot uygulaması ile ülkemizde tanınan yöntem genel olarak Atom Tedavisi olarak bilinmektedir. Daha ucuz olmasına rağmen, sıvı radyoaktif iyotu artık pek tercih etmiyoruz; hasta içerken damlama ve dökülme riski vardır, doz ayarı zor olabilmektedir, ağıza, tükrük bezlerine, yemek borusuna ve mideye gereksiz radyasyon vermektedir. Halbuki RAI kapsül, istenilen dozda "hazır doz" olarak üretilmekte, kullanım sırasında dökülme riski ortadan kalkmakta, mide yerine onikiparmak barsağında açılmakta ve emilmekte, kan yoluyla tiroide gitmektedir. Daha sonra tükrük ve mide sıvısı ile bir miktar salgılansa dahi bu radyasyon miktarı daha düşük olmaktadır.

Tedavinin Ayrıntıları
Bu tedavi, basit bir radyoaktif atom uygulama şeklinde algılanmamalıdır. Bu tedavinin ince bazı ayrıntılarını bilmemek tedavinin başarısını yok edebilmektedir. O açıdan bu konuda deneyimli, bilgili hekimlerin bu yöntemi uygulaması tavsiye edilmektedir. "Kapsül", basit bir ilaç uygulaması değildir. Bu yöntem, bir tedavi süreci ve bütünlük içinde uygulanması gereken bir tedavi aracıdır.

RAİ Sonrası Tiroid Hormon Yetmezliği (Hipotiroidi)

RAİ Sonrası Tiroid Hormon Yetmezliği (Hipotiroidi)
Her tiroid ameliyatından sonra tiroid hormonu azalır ve TSH ameliyat öncesine göre yükselir. Tiroid ameliyatı sonrasında da tiroid hormon yetmezliği oluşur. Hatırlatmak gerekir ki tiroid ameliyatında tiroidin hormon üreten bir kısmı veya tamamı çıkarılıp atılır. Çıkarılan bu tiroid parçasının ürettiği hormonu bir daha üretemez. Bu nedenle tiroid ameliyatları sonrasında tiroid hastalara tiroid hormon tabletleri (hap) verilir ve verilmelidir. Ameliyat sonrasında tiroid hormonu verilmeyen hastalarda tiroid hastalıkları tekrarlar, nüks oluşur; tekrar ameliyat olması gerekir.
Aynı şekilde, RAİ uygulanan hastalarda tiroid tümüyle veya kısmen hormon üretemez duruma getirilir ve tiroid dokusu küçülür. Bu durumda aynı ameliyatta olduğu gibi RAİ sonrasında da tiroid hormon yetmezliği oluşur. Yani, tedavi sonrası hipotiroidi, sadece RAİ tedavisine has değildir.

Radyoaktif İyot Kapsül Tedavisinin Hastalara Zararı Var mı?

RAI Kapsül Tedavisinin Hastalara Zararı Var mı?

Bu tedavi yeni ve denenmemiş bir yöntem değildir; 1956'dan beri fiilen rutin tedavi aracı olarak tüm Batı ülkelerinde kullanılmaktadır. RAI’nin hastalarda kısırlık ve kanser yapmadığı gerek Amerika Birleşik Devletleri gerekse diğer bir çok Batı ülkesinde binlerce hastanın yıllarca takip edildiği bilimsel araştırmalarla kanıtlanmıştır.
Maalesef, bazı etik olmayan davranışlar içine giren kişiler, RAİ tedavisini “Çernobil gibi” tanıtmakta, hastaları korkutmaktadır. RAİ tedavisi, tıbbi ve bilimsel bir uygulamadır. Her türlü açıdan yasaldır. Bütün dünyada kullanılmaktadır.

Yanlış Yönlendirme
Bazı kişiler, RAİ tedavisinin sadece yaşlı hastalara uygulandığını belirtmekte, genç hastaları tedaviden vazgeçirmektedir. Halbuki RAİ tedavisi genç ve yaşlı her hastaya uygulanmaktadır. Genç hasta ile yaşlı hasta arasındaki en önemli fark, verilecek RAİ’nin dozunun gençlerde daha düşük, yaşlılarda daha fazla olmasıdır.

İKİNCİ DEFA RADYOAKTİF İYOT TEDAVİSİ UYGULANIR MI?

İKİNCİ DEFA RADYOAKTİF İYOT TEDAVİSİ UYGULANIR MI?
Hastanın yeterli titizlikle hazırlanmadığı ve RAI dozunun yetersiz kaldığı durumlarda tedavi sonrasında veya "iyot havuzu çok yüksek hastalarda" RAI kapsül tedavisinden sonra tiroid hormon düzeyi normale inen hastalarda, zehirli guatrın bir süre sonra tekrarı mümkündür (%5-8 vakada). Bu hastalarda ikinci RAİ uygulaması gerekebilir ve bu durumda başarı yaklaşık %100'dür. Ancak, ilk 6 ay içinde hormon düzeyi normale inen hastaların tiroid hormonlarının bir süre sonra normalin de altına inmiş bir halde karşımıza çıktığı da nadir olmayan durumlardandır. Bu nedenle erken takip sonuçlarına göre “tedavi başarı” kararı vermek çok yanlış sonuçlar doğurabilir.

RAI Kapsül Tedavisinden Sonra Devamlı İlaç Kullanımı

RAI Kapsül Tedavisinden Sonra Devamlı İlaç Kullanımı

RAI kapsül tedavisinin hedefi, eskiden sanıldığı gibi tiroid hormon düzeyini normale düşürmek değildir. Bu tedavinin hedefi ve başarı ölçütü, serbest T3 ve serbest T4 hormonlarını normalin de altına düşürmek (hipotiroidizm) ve hastaların ihtiyaç duyacağı yeterli tiroid hormonunu uygun dozda devamlı kullanmasını sağlamaktır. Unutmamak gerekir ki zehirli guatrın hangi seçenek kullanılırsa kullanılsın (ameliyat, anti-tiroid ilaçlar dahil) her türlü başarılı tedavi sonucunda hastanın hormonlarının normalin altına düşmesi (hipotiroidizm) kaçınılmazdır. Bu nedenle başarılı bir zehirli guatr tedavisini, muhakkak, "tiroksin desteği" dediğimiz eksik tiroid hormonunun yerine konulmasından ibaret olan devamlı, ömür boyu hormon tedavisi takip eder.

Hasta, RAİ Tedavisinden den Hemen Sonra İyileşir mi?

Zehirli Guatr'lı Hasta, RAİ Tedavisinden den Hemen Sonra İyileşir mi?

RAI kapsül tedavisinin “iyileştirici” etkisi hastalar tarafından yaklaşık 20 gün sonra hissedilmeye başlar, fakat bu iyileşmenin sonuçları serbest T3, serbest T4 ve TSH ölçümleri ile en erken yaklaşık 1 ay sonra ortaya konabilir. İyileştirici etkiler başlayana kadar hastanın özel olarak tiroid krizine karşı korunması zorunludur. Bu süreler hastadan hastaya değişebilir. Bazı hastalarda iyileştirici etkiler 10-15 günde başlarken bazen bu süre 3-4 ayı bulabiliyor. Hastanın hissedeceği ilk iyileştirici etki, çarpıntının ve saç dökülmesinin hızla yok olmasıdır.

RAI Tedavisi Uygulandıktan Sonra Ne Olur?

RAI Tedavisi Uygulandıktan Sonra Ne Olur?

Hastaya RAI kapsül uygulandıktan sonra, yasalar, bazı kısıtlamalarla hasta evine gönderilir. Unutmamak gerekir ki, bu tedavi hastayı hastanede yatırmadan, uygulanan bir tedavi olup uygun doz ve hastanın yeterli bilgilendirmesi ile rahatlıkla eve gidebileceği bir yöntemdir. Bu tedaviden sonra hastanın kapalı bir hastane odasında tecrit edilmesi veya “hapsedilmesi” ihtiyacı yoktur. Ancak, tiroid kanseri vakalarında guatr’da uyguladığımız dozun yaklaşık 20-50 katını uygulamak gerektiği için sadece tiroid kanser tedavisinden sonra hastaları özel yalıtımlı bir odada tecrit etmek gerekir; guatr için uygulanan RAI kapsül tedavisinden sonra hastaları hastanede kapalı odada tecrit etmek bilimsellikten uzak abartıdır.

Radyoaktif İyot Tedavisinin Aşamaları Nelerdir?

RAI Kapsül Tedavisinin Aşamaları Nelerdir?

Bu tedavinin aşamaları;
1) Hastanın hazırlanması,
2) Kapsülün uygulanması,
3) Tedavi sonrası takiptir.
Burada en önemli safha hastanın hazırlanmasıdır. Diğer bir husus da doz hesabı ve tiroid fonksiyonun belirlenmesidir. Doz hesabı, çok faktörlü bir değerlendirme sonucunda yapılır. RAI tedavisi, hasta, hastaneye yatırılmadan uygulanmaktadır. Uygulama sırasında hiç bir acı ve sıkıntı söz konusu değildir. Takip ise, tedaviden sonraki ilk aylarda başlayıp gittikçe seyrekleşen aralıklarla yapılmaktadır.

Radyoaktif İyot Tedavisi Kimlere Uygulanır?

RAİ Kimlere Uygulanır?

1) Zehirli guatr hastalarına: zehirli guatr nodüllü veya nodülsüz olabilir. Nodüllü zehirli guatr, genellikle sıcak nodül ile birliktedir. Nodülsüz zehirli guatrda ise tiroid dokusu yer yer “yalancı nodül” görüntüsü verebilir. Her tür zehirli guatr’da RAI kapsül tedavisi uygulanabilmektedir.
2) Zehirli olmayan sıcak nodüllü guatr
3) Ilık nodüllü guatr: Önümüzdeki yıllarda en çok yaygınlık kazanacak gruptur. 4) Nodülsüz zehirli olmayan guatr: Önümüzdeki yıllarda yaygınlık kazanacağı öngürülmektedir.

Radyoaktif İyot Tedavisinin Ameliyata Göre Üstünlükleri

RAİ Tedavisinin Ameliyata Göre Üstünlükleri

1) RAİ; tiroid hormonları yüksek iken dahi uygulanır. Halbuki ameliyat öncesinde hastanın tiroid hormon düzeylerinin normale düşürülmesi zorunludur.
2) Kalp yetmezliği, diğer kalp sorunları ve ileri düzeyde şeker hastalığı olan hastalara dahi RAİ uygulanabilirken bu hastalara tiroit ameliyatı uygulamak risk oluşturabilir; bu nedenle her cerrah bu grup hastaları ameliyat etmez.
3) Boğazda iz kalmaz.
4) Ses tellerine zarar gelmez.
5) Paratiroid (kalsiyum) bezeleri zarar görmez.

Tiroit Ameliyatlarının Riskleri

Tiroid Ameliyatının Riskleri

1) Tiroid Krizi ve Kalp Ritm Bozuklukları: Tiroit ameliyatı sırasında ortaya çıkan sorunların çoğu, tiroid krizi ve kalp komplikasyonlarına bağlıdır. Bu nedenle cerrahi tedavi uygulanacak zehirli guatrlı hastaların hormonları bazı ilaçlarla normale düşürülüp ondan sonra ameliyat edilmelidir; bu şekilde davranmakla bu komplikasyonların anestezi sırasında ortaya çıkma olasılığı azalır ama tamamen önlenemez. Bu komplikasyonlar en çok zehirli guatr ameliyatlarında görülmektedir. Bu nedenle Amerika Birleşik Devletlerinde zehirli guatr’da ameliyatla tedavi pek tercih edilmez.

2) Tiroid krizi (thyroid storm)’de hastanın ateşi 42 derece civarına kadar yükselir, kalp ritmi bozulur (fibrilasyon) oluşur, hasta ameliyat sonrasında normal solunuma dönmeyebilir. Yaşlı hastalarda ölüm daha sık görülür.

3) Ameliyat sırasında ses tellerine giden sinirler kesilebilir, kopabilir, hasarlanabilir. Hasarlanan sinirin durumuna göre ses kısıklığı, ses kaybı, uyku apnesi ve hatta ölüm meydana gelebilir. Ses telleri sinirler, aynı zamanda hava aldığımız gırtlağın ve kısmen de yemek borusunun doğru düzgün çalışmasını sağlar. Bu sinirler ameliyatta hasarlanınca gırtlak ve yemek borusu tam ve düzgün olarak çalışmayabilir; hava aldığımız gırtlağa yemek kaçıp boğulmaya neden olabilir. Deneyimli tiroid cerrahı ameliyat etmişse ses tellerine giden sinirlerin kesilme riski azalır ama ameliyatın doğası gereği tamamen ortadan kalkması mümkün değildir.

4) Ameliyat sırasında, tiroid çıkarılırken tiroidin arka yüzüne yapışık veya gömülü bulunan kalsiyum bezelerinin (paratiroid) bir veya bir kaçı çıkarılabilir. Bu durumda, hastanın ameliyat sırasında veya sonrasında kalsiyum dengesi bozulur, orta ve uzun vadede kemik erimesi hızlanır. Paratiroid bezelerinin tamamı çıkarılan hastalar, ömür boyunca, kalsiyum ve sentetik paratiroid hormonu kullanmak zorunda kalabilir. Cerrahın deneyimi yeterli ise paratiroid bezelerinin alınması ihtimali azalır, ancak yine de de olsa paratiroid bezeleri alınabilir; cerrahın acemiliğinden kaynaklanmaz.

5) Ameliyat sonrasında boğazda en görünen yerde ameliyat izi kalır. Bazen bu iz keloid dediğimiz bir gelişme ile oldukça kaba bir görünüm alabilir. Deneyimli tiroid cerrahları bu kesi izini oldukça küçük yapabilir. Keloid oluşumu cerrahın suçu değildir, hastanın vücudundan kaynaklanır.

6) Ameliyat sonrasında göğüs boşluğuna (mediastene) kanama olabilir. Deneyimli tiroid cerrahlarının yaptıkları ameliyatlarda bu türden hayati risk oluşturan kanamalar pek görülmez.

Radyoaktif İyot Tercih Nedenleri?

Neden RAI Tercih Edilmektedir?

En önemli tercih nedeni; ameliyatsız bir tedavi yöntemidir. Dolayısıyla ameliyatın getirebileceği olası genel ve özel risklerden hastayı korumaktır. Ayrıca, daha konforludur, daha ekonomiktir.

Kanser Olmayan Tiroid Hastalıklarında Radyoaktif İyot Tedavisi

KANSER OLMAYAN TİROİD HASTALIKLARININ TEDAVİSİNDE RAİ TEDAVİSİ

Ameliyatsız bir tedavi yöntemidir. Bir çok tiroid hastalığında en etkili, en ekonomik, en kesin, en konforlu ve en kalıcı yöntemdir. Bu tedavide, hastaya düşük doz radyoaktif iyot (RAI) kapsülü verilir. İsmi radyoaktif olmasına rağmen, hastaya ve çevresindekilere verdiği radyasyon çok düşüktür, hayati tehlike yaratmaz. Olabildiğince düşük doz kullanılır.

Kullanıldığı Alanlar
· Nodülsüz zehirli guatr
· Otonom Sıcak nodüllü zehirli guatr
· Otonom Sıcak nodüllü zehirli olmayan guatr
· Zehirli Olmayan Ilık Nodüllü GuatrZehirli Olmayan Nodülsüz Büyük Guatr

Tiroid hastalıklarında Radyoaktif İyot Tedavisi

TİROİD HASTALIKLARINDA AMELİYATSIZ TEDAVİ SEÇENEĞİ:
RADYOAKTİF İYOT TEDAVİSİ


Radyoaktif İyot Tedavisi (RAİ Tedavisi) tiroid hastalıklarında 2 amaçla kullanılır:

1) Tiroidin kanser olmayan hastalıklarının tedavisi

2) Tiroit kanseri tedavisi

KANSER OLMAYAN TİROİD HASTALIKLARININ TEDAVİSİNDE RAİTEDAVİSİ
Ameliyatsız bir tedavi yöntemidir. Bir çok tiroid hastalığında en etkili, en ekonomik, en kesin, en konforlu ve en kalıcı yöntemdir. Bu tedavide, hastaya düşük doz radyoaktif iyot (RAI) kapsülü verilir. İsmi radyoaktif olmasına rağmen, hastaya ve çevresindekilere verdiği radyasyon çok düşüktür, hayati tehlike yaratmaz. Olabildiğince düşük doz kullanılır.

Kullanıldığı Alanlar
· Nodülsüz zehirli guatr
· Otonom Sıcak nodüllü zehirli guatr
· Otonom Sıcak nodüllü zehirli olmayan guatr
· Zehirli Olmayan Ilık Nodüllü Guatr
· Zehirli Olmayan Nodülsüz Büyük Guatr

Neden RAI Tercih Edilmektedir?
En önemli tercih nedeni; ameliyatsız bir tedavi yöntemidir. Dolayısıyla ameliyatın getirebileceği olası genel ve özel risklerden hastayı korumaktır. Ayrıca, daha konforludur, daha ekonomiktir.

Tiroid Ameliyatının Riskleri

1) Kalp Ritm Bozuklukları: Tiroit ameliyatı sırasında ortaya çıkan sorunların çoğu, tiroid krizi ve kalp komplikasyonlarına bağlıdır. Bu nedenle cerrahi tedavi uygulanacak zehirli guatrlı hastaların hormonları bazı ilaçlarla normale düşürülüp ondan sonra ameliyat edilmelidir; bu şekilde davranmakla bu komplikasyonların anestezi sırasında ortaya çıkma olasılığı azalır ama tamamen önlenemez. Bu komplikasyonlar en çok zehirli guatr ameliyatlarında görülmektedir. Bu nedenle Amerika Birleşik Devletlerinde zehirli guatr’da ameliyatla tedavi pek tercih edilmez.

2) Tiroid krizi (thyroid storm)’de hastanın ateşi 42 derece civarına kadar yükselir, kalp ritmi bozulur (fibrilasyon) oluşur, hasta ameliyat sonrasında normal solunuma dönmeyebilir. Yaşlı hastalarda ölüm daha sık görülür.

3) Ameliyat sırasında ses tellerine giden sinirler kesilebilir, kopabilir, hasarlanabilir. Hasarlanan sinirin durumuna göre ses kısıklığı, ses kaybı, uyku apnesi ve hatta ölüm meydana gelebilir. Ses telleri sinirler, aynı zamanda hava aldığımız gırtlağın ve kısmen de yemek borusunun doğru düzgün çalışmasını sağlar. Bu sinirler ameliyatta hasarlanınca gırtlak ve yemek borusu tam ve düzgün olarak çalışmayabilir; hava aldığımız gırtlağa yemek kaçıp boğulmaya neden olabilir. Deneyimli tiroid cerrahı ameliyat etmişse ses tellerine giden sinirlerin kesilme riski azalır ama ameliyatın doğası gereği tamamen ortadan kalkması mümkün değildir.

4) Ameliyat sırasında, tiroid çıkarılırken tiroidin arka yüzüne yapışık veya gömülü bulunan kalsiyum bezelerinin (paratiroid) bir veya bir kaçı çıkarılabilir. Bu durumda, hastanın ameliyat sırasında veya sonrasında kalsiyum dengesi bozulur, orta ve uzun vadede kemik erimesi hızlanır. Paratiroid bezelerinin tamamı çıkarılan hastalar, ömür boyunca, kalsiyum ve sentetik paratiroid hormonu kullanmak zorunda kalabilir. Cerrahın deneyimi yeterli ise paratiroid bezelerinin alınması ihtimali azalır, ancak yine de de olsa paratiroid bezeleri alınabilir; cerrahın acemiliğinden kaynaklanmaz.

5) Ameliyat sonrasında boğazda en görünen yerde ameliyat izi kalır. Bazen bu iz keloid dediğimiz bir gelişme ile oldukça kaba bir görünüm alabilir. Deneyimli tiroid cerrahları bu kesi izini oldukça küçük yapabilir. Keloid oluşumu cerrahın suçu değildir, hastanın vücudundan kaynaklanır.

6) Ameliyat sonrasında göğüs boşluğuna (mediastene) kanama olabilir. Deneyimli tiroid cerrahlarının yaptıkları ameliyatlarda bu türden hayati risk oluşturan kanamalar pek görülmez.

Ameliyata Göre Üstünlükleri
1) RAİ; tiroid hormonları yüksek iken dahi uygulanır. Halbuki ameliyat öncesinde hastanın tiroid hormon düzeylerinin normale düşürülmesi zorunludur.
2) Kalp yetmezliği, diğer kalp sorunları ve ileri düzeyde şeker hastalığı olan hastalara dahi RAİ uygulanabilirken bu hastalara tiroit ameliyatı uygulamak risk oluşturabilir; bu nedenle her cerrah bu grup hastaları ameliyat etmez.
3) Boğazda iz kalmaz.
4) Ses tellerine zarar gelmez.
5) Paratiroid (kalsiyum) bezeleri zarar görmez.

RAİ Kimlere Uygulanır?
1) Zehirli guatr hastalarına: zehirli guatr nodüllü veya nodülsüz olabilir. Nodüllü zehirli guatr, genellikle sıcak nodül ile birliktedir. Nodülsüz zehirli guatrda ise tiroid dokusu yer yer “yalancı nodül” görüntüsü verebilir. Her tür zehirli guatr’da RAI kapsül tedavisi uygulanabilmektedir.
2) Zehirli olmayan sıcak nodüllü guatr
3) Ilık nodüllü guatr: Önümüzdeki yıllarda en çok yaygınlık kazanacak gruptur.
4) Nodülsüz zehirli olmayan guatr: Önümüzdeki yıllarda yaygınlık kazanacağı öngürülmektedir. RAI Kapsül Tedavisinin Aşamaları Nelerdir? Bu tedavinin aşamaları;
1) Hastanın hazırlanması,
2) Kapsülün uygulanması,
3) Tedavi sonrası takiptir.

Burada en önemli safha hastanın hazırlanmasıdır. Diğer bir husus da doz hesabı ve tiroid fonksiyonun belirlenmesidir. Doz hesabı, çok faktörlü bir değerlendirme sonucunda yapılır. RAI tedavisi, hasta, hastaneye yatırılmadan uygulanmaktadır. Uygulama sırasında hiç bir acı ve sıkıntı söz konusu değildir. Takip ise, tedaviden sonraki ilk aylarda başlayıp gittikçe seyrekleşen aralıklarla yapılmaktadır. RAI Tedavisi Sonrası Hastaya RAI kapsül uygulandıktan sonra, yasalar, bazı kısıtlamalarla hasta evine gönderilir. Unutmamak gerekir ki, bu tedavi hastayı hastanede yatırmadan, uygulanan bir tedavi olup uygun doz ve hastanın yeterli bilgilendirmesi ile rahatlıkla eve gidebileceği bir yöntemdir. Bu tedaviden sonra hastanın kapalı bir hastane odasında tecrit edilmesi veya “hapsedilmesi” ihtiyacı yoktur. Ancak, tiroid kanseri vakalarında guatr’da uyguladığımız dozun yaklaşık 20-50 katını uygulamak gerektiği için sadece tiroid kanser tedavisinden sonra hastaları özel yalıtımlı bir odada tecrit etmek gerekir; guatr için uygulanan RAI kapsül tedavisinden sonra hastaları hastanede kapalı odada tecrit etmek bilimsellikten uzak abartıdır. Hasta, RAİ Tedavisinden den Hemen Sonra İyileşir mi? RAI kapsül tedavisinin “iyileştirici” etkisi hastalar tarafından yaklaşık 20 gün sonra hissedilmeye başlar, fakat bu iyileşmenin sonuçları serbest T3, serbest T4 ve TSH ölçümleri ile en erken yaklaşık 1 ay sonra ortaya konabilir. İyileştirici etkiler başlayana kadar hastanın özel olarak tiroid krizine karşı korunması zorunludur. Bu süreler hastadan hastaya değişebilir. Bazı hastalarda iyileştirici etkiler 10-15 günde başlarken bazen bu süre 3-4 ayı bulabiliyor. Hastanın hissedeceği ilk iyileştirici etki, çarpıntının ve saç dökülmesinin hızla yok olmasıdır. RAI Kapsül Tedavisinden Sonra Devamlı İlaç Kullanımı RAI kapsül tedavisinin hedefi, eskiden sanıldığı gibi tiroid hormon düzeyini normale düşürmek değildir. Bu tedavinin hedefi ve başarı ölçütü, serbest T3 ve serbest T4 hormonlarını normalin de altına düşürmek (hipotiroidizm) ve hastaların ihtiyaç duyacağı yeterli tiroid hormonunu uygun dozda devamlı kullanmasını sağlamaktır. Unutmamak gerekir ki zehirli guatrın hangi seçenek kullanılırsa kullanılsın (ameliyat, anti-tiroid ilaçlar dahil) her türlü başarılı tedavi sonucunda hastanın hormonlarının normalin altına düşmesi (hipotiroidizm) kaçınılmazdır. Bu nedenle başarılı bir zehirli guatr tedavisini, muhakkak, "tiroksin desteği" dediğimiz eksik tiroid hormonunun yerine konulmasından ibaret olan devamlı, ömür boyu hormon tedavisi takip eder.

İKİNCİ DEFA RADYOAKTİF İYOT TEDAVİSİ UYGULANIR MI?
Hastanın yeterli titizlikle hazırlanmadığı ve RAI dozunun yetersiz kaldığı durumlarda tedavi sonrasında veya "iyot havuzu çok yüksek hastalarda" RAI kapsül tedavisinden sonra tiroid hormon düzeyi normale inen hastalarda, zehirli guatrın bir süre sonra tekrarı mümkündür (%5-8 vakada). Bu hastalarda ikinci RAİ uygulaması gerekebilir ve bu durumda başarı yaklaşık %100'dür. Ancak, ilk 6 ay içinde hormon düzeyi normale inen hastaların tiroid hormonlarının bir süre sonra normalin de altına inmiş bir halde karşımıza çıktığı da nadir olmayan durumlardandır. Bu nedenle erken takip sonuçlarına göre “tedavi başarı” kararı vermek çok yanlış sonuçlar doğurabilir.

RAI Kapsül Tedavisinin Hastalara Zararı Var mı?
Bu tedavi yeni ve denenmemiş bir yöntem değildir; 1956'dan beri fiilen rutin tedavi aracı olarak tüm Batı ülkelerinde kullanılmaktadır. RAI’nin hastalarda kısırlık ve kanser yapmadığı gerek Amerika Birleşik Devletleri gerekse diğer bir çok Batı ülkesinde binlerce hastanın yıllarca takip edildiği bilimsel araştırmalarla kanıtlanmıştır.

Maalesef, bazı etik olmayan davranışlar içine giren kişiler, RAİ tedavisini “Çernobil gibi” tanıtmakta, hastaları korkutmaktadır. RAİ tedavisi, tıbbi ve bilimsel bir uygulamadır. Her türlü açıdan yasaldır. Bütün dünyada kullanılmaktadır.

Yanlış Yönlendirme
Bazı kişiler, RAİ tedavisinin sadece yaşlı hastalara uygulandığını belirtmekte, genç hastaları tedaviden vazgeçirmektedir. Halbuki RAİ tedavisi genç ve yaşlı her hastaya uygulanmaktadır. Genç hasta ile yaşlı hasta arasındaki en önemli fark, verilecek RAİ’nin dozunun gençlerde daha düşük, yaşlılarda daha fazla olmasıdır.

RAİ Sonrası Tiroid Hormon Yetmezliği (Hipotiroidi)
Her tiroid ameliyatından sonra tiroid hormonu azalır ve TSH ameliyat öncesine göre yükselir. Tiroid ameliyatı sonrasında da tiroid hormon yetmezliği oluşur. Hatırlatmak gerekir ki tiroid ameliyatında tiroidin hormon üreten bir kısmı veya tamamı çıkarılıp atılır. Çıkarılan bu tiroid parçasının ürettiği hormonu bir daha üretemez. Bu nedenle tiroid ameliyatları sonrasında tiroid hastalara tiroid hormon tabletleri (hap) verilir ve verilmelidir. Ameliyat sonrasında tiroid hormonu verilmeyen hastalarda tiroid hastalıkları tekrarlar, nüks oluşur; tekrar ameliyat olması gerekir.

Aynı şekilde, RAİ uygulanan hastalarda tiroid tümüyle veya kısmen hormon üretemez duruma getirilir ve tiroid dokusu küçülür. Bu durumda aynı ameliyatta olduğu gibi RAİ sonrasında da tiroid hormon yetmezliği oluşur. Yani, tedavi sonrası hipotiroidi, sadece RAİ tedavisine has değildir.

Tedavinin Ayrıntıları Bu tedavi, basit bir radyoaktif atom uygulama şeklinde algılanmamalıdır. Bu tedavinin ince bazı ayrıntılarını bilmemek tedavinin başarısını yok edebilmektedir. O açıdan bu konuda deneyimli, bilgili hekimlerin bu yöntemi uygulaması tavsiye edilmektedir. "Kapsül", basit bir ilaç uygulaması değildir. Bu yöntem, bir tedavi süreci ve bütünlük içinde uygulanması gereken bir tedavi aracıdır.

Atom mu RAİ mi?
Atom Tedavisi aha önce sıvı radyoaktif iyot uygulaması ile ülkemizde tanınan yöntem genel olarak Atom Tedavisi olarak bilinmektedir. Daha ucuz olmasına rağmen, sıvı radyoaktif iyotu artık pek tercih etmiyoruz; hasta içerken damlama ve dökülme riski vardır, doz ayarı zor olabilmektedir, ağıza, tükrük bezlerine, yemek borusuna ve mideye gereksiz radyasyon vermektedir. Halbuki RAI kapsül, istenilen dozda "hazır doz" olarak üretilmekte, kullanım sırasında dökülme riski ortadan kalkmakta, mide yerine onikiparmak barsağında açılmakta ve emilmekte, kan yoluyla tiroide gitmektedir. Daha sonra tükrük ve mide sıvısı ile bir miktar salgılansa dahi bu radyasyon miktarı daha düşük olmaktadır.

TİROİD KANSERİ TEDAVİSİNDE RADYOAKTİF İYOT
Tiroid kanseri tedavisi için hastalar hastanede yatırılır ve mümkün olduğunca yüksek doz (>150 miliküri) RAİ verilir. Hastada tiroid bezesi tümüyle çıkarıldıktan sonra özel olarak kurşun ile zırhlanmış bir hastane odasında hastalara yüksek doz RAİ uygulanır.

Bu radyoaktif iyot (iyot-131) ağız yoluyla alınır (yutulur). Sıvı veya kapsül halinde radyoaktif iyot kullanılır. Kapsül formu tercih edilmelidir; sıvı radyoaktif iyot tercih edildiğinde tedavi sonrasında tükrük bezelerinin kuruması daha sık görülmektedir.

Ayrıca, sıvı radyoaktif iyot kullanıldığında yemek borusunun (ösefagus)gereksiz yere daha fazla radyasyona maruz kalması söz konusudur.Böylece ameliyat öncesinde, ameliyat sırasında ve ameliyat sonrasında tiroid bölgesinde kalan ve vücudun başka yerlerine dağılmış olan “kanser hücrelerinin” ortadan kaldırılması amaçlanır.Eğer tiroid kanseri başka bir yere gitmiş ve orada “yayılma” yapmışsa bu durumda daha da yüksek doz radyoaktif iyot-131 uygulamaktan ibarettir.

Hastaların ameliyat sonrasında radyoaktif iyot-131 tedavisi öncesinde tüm vücudunu taramak ve takiben yüksek doz tedavi verdikten sonra tüm vücudu bir kez daha taramak daha kesin sonuçlar vermektedir.Tedavi dozu 150 mci' (MİLİKÜRİ)nin altında olmamalıdır. Gereken vakalarda aradan 6 ay geçtikten sonra tekrar yüksek doz iyot-131 verilebilir.İlk defa uygulanan radyoaktif iyot her zaman daha etkilidir; o nedenle ilk başta yüksek doz verip kesin sonuca ulaşmak önemlidir. İkinci defa ve daha sonra verilen radyoaktif iyotun tiroid kanser hücreleri tarafından tuutulması daha düşük olarak gerçekleşir (etkisi de azalır).

Temel prensip "İLK DOZ ALTIN DOZDUR"Hastanın iyi hazırlanması, tedavi sonrası dönemin ciddiye alınması, tedavi sonrasında bazı özel uygulamalarla yüksek dozlu tedavinin tükrük bezleri, akciğer ve diğer yakın organlara zarar vermesinin önüne geçilir.Verilecek toplam dozun sınırı genellikle toplam 2000 mCi civarındadır. Ancak, vücudunun her yerine kanser yayılmış ve hayatı tehlikeye girmiş bir hastada bu sınır aşılabilir.

23 Eylül 2009 Çarşamba

Sigara ve Hipertiroidi

Sigara içmek, vücutta bir çok hastalığa neden olmaktadır. Özellikle akciğer kanseri, mide kanseri, mesane kanseri, yemek borusu (ösefagus) kanseri, ağız içi kanserleri, astım ve kalp hastalıkları ilk sırada sayılan sigaraya bağlı hastalıklardır. Ancak, son yıllarda sigara ile tiroid hastalıkları arasında ciddi ilişkiler olduğu nortaya çıkmıştır. Şahsi klinik tecrübelerim de bu yöndedir.

Özellikle tiroidit, yani tiroid iltihabı, zehirli guatr ile sigara arasında yakın bir ilişki mevcuttur. Sigara içmenin bu hastalıklara neden olup olmadığı halen tartışılmaktadır. Ancak, kesin olan bir şey var ki; sigara içenlerde tiroid iltihapları ve zehirli gautr tedavisi çok gecikmekte, güçleşmekte ve hatta bazen imkansız hale gelmektedir.Sigara içen hastalarda; gerek zehirli guatrda gerekse tiroid iltihaplarında (örneğin Haşimoto hastalığında) önemli bir rol oynayan tiroid oto-antikorlarının tedavi ile düşmesi neredeyse imkansızdır. Bu hastalarda sigara bırakıldıktan bir süre sonra tedaviye daha olumlu sonuç alınabilmektedir.

Unutmama gerekir ki tiroid iltihapları tiroid papiller kanseri gelişimi için bir zemin oluşturmaktadır (tiroid iltihabı olanlarda olanlarda tiroid papiller kanseri daha sık görülmektedir).

Tiroid hastalarında şişmanlık ve kolesterol sorunu daha sık görüldüğü de ayrı bir gerçektir. Sigara içen tiroid hastalarında özellikle hipotiroidlerde iyi kolesterol (HDL) düşüklüğü sık görülmektedir. Bu da kalp krizi riskini artırmaktadır.

29 Ağustos 2009 Cumartesi

Tiroit, Tiroid, Guatr

Tiroid, bir hastalık ismi değildir. Tiroid, herkeste bulunan bir organdır.

Tiroit, hormon üretir ve kanımıza verir. Bu hormon ise vücudumuz için hayati öneme sahiptir. Ömür boyunca bu hormona ihtiyaç duyarız. Bu hormonun adı "tiroksin" dir.

Tiroksin, vücudumuzda T3 ve T4 şeklinde bulunur.Bu hormondan başka, halk arasında daha az bilinen diğer bir hormon daha tiroid tarafından üretilir.

Bu hormona "kalsitonin" deriz. Kemik metabolizması ile ilgilidir.Tiroid'e, "tiroid bezesi, tiroid guddesi" de denir. "Tiroid" ile "tiroit" aynı anlama gelir. Türk Dil Kurumu, "tiroit" kelimesini tercih ederken günlük kullanımda "tiroid" daha çok tercih edilen kelimedir.

Tiroid, boğazımızda ön tarafta, adem elması ismi verilen çıkıntının hemen altında yerleşmiştir. Karşıdan görünümü "U" harfine benzer. Kelebeğe benzeten de vardır ama biz bu benzetmeye pek katılmıyoruz.Tiroid'in sağ ve solunda kalpten temiz kanı beyine taşıyan şah damarı olarak isimlendirdiğimiz ana atardamarlarımız ve bununların dış tarafında da beyinden kullanılmış kanı kalbe getiren toplar damarlarımız vardır.

Tiroid'in altından, sağından ve solundan ses tellerini hareket ettiren sinirler ve onların dalları geçer. Bu sinirler, sağ ve sol olmak üzere 2 tanedir.Bu sinirlerin yerleşimi ve dallanması kişisel değişiklikler gösterir. O nedenle ameliyat sırasında cerrahı yanıltabilir. Bu sinirler çok önemlidir. Eğer bu sinirler ameliyatta zarar görürse veya tiroid kanseri tarafından sarılırsa ses kısıklığı ve ses kaybı olabilir.Tiroid'in arka iç yüzüne gömülü ve yapışık, 4 tane, mercimek tanesi büyüklüğünde, kalsiyum bezesi (paratiroid bezeleri) vardır.

Bu kalsiyum bezelerinin sayısı 1 ile 6 arasında değişebilir. Tiroid'in ameliyatlarında, kaçınılmaz olarak, bu kalsiyum bezelerinin de biri veya birkaçı veya hepsi çıkarılıp alınabilir. Bu durumda hastanın ömür boyunca kalsiyum ve destekleyici başka ilaçlar da kullanması gerekir. Aksi halde, ameliyat sonrasında kemik erimesi hızlanır.

Zaten, ameliyatla bu kalsiyum bezeleri alınmasa dahi tiroid hastalıklarının bir çoğu ve hatta tiroid ilaçlarının kendisi kemiklerde erime yapabilir.

Zehirli Guatr Tedavisinde Uyarı: PTU Kullanımı Karaciğeri Bozuyor

Amerika Birleşik Devletleri menşeli bir haberde Gıda ve İlaç Dairesi, zehirli guatrın tedavisinde Türkiye'de yaygın olarak kullanılan propil tiourasil (PTU) (Türkiye'deki ticari adıyla Propycil) kullanımının karaciğer yetmezliği yaparak ölüme ve karaciğer nakline kadar giden ciddi sağlık sorunlarıu yarattığını belirtmiştir.

PTU, zehirli guatrda aşırı yüksek olan tiroid hormonlarının düşürülmesi için Türkiye'de de sıklıkla kullanılmaktadır.PTU, yüksek dozda kullanılırsa tiroid hormonlarını düşürmektedir; ancak hem karaciğere zarar verebilmekte hem de tiroid hastalığı bir süre sonra tekrar edebilmektedir.

Özellikle genç hastalarda (50 yaş altı) PTU kullanımından haftalar ve aylar sonra zehirli guatr tekrarlamaktadır (nüks).

PTU (Propycil), vücutta bir çok diğer üzerine de zarar verebilmektedir. Örneğin beyaz kan hücreleri (lökositler) ve üreme hücreleri (spermler) de zararlı olabilmektedir.

Nodüllü zehirli guatr (sıcak nodüllü zehirli guatr) tedavisinde PTU tedavisi zaten kalıcı tedavi imkanı ve başarılı sonuçlar vermekten uzaktır.

Zaten bu nedenlerle Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada'da uzun yıllardır zehirli guatr tedavisinde sadece radyoaktif iyot tedavisi (RAİ tedavisi) tercih edilmekte, tavsiye edilmektedir.

Zehirli guatr tedavisi için ameliyat da oldukça riskli olduğundan artık bir çok tiroid cerrahı zehirli guatrda ameliyattan akçınmaktadır, çünkü cerrahın bir kabahati olmasa da ameliyat sırasında anestezinin yarattığı stres ve diğer etkilerle zehirli guatrlı hastalarda kalp durması ve fibrilasyondna ölüm sık görülebilmektedir.

RAİ: RADYOAKTİF İYOT

RAİ tedavisi tiroid hastalıklarında farklı amçlarla kullanılır. İki ana kullanım alanı vardır:

1) Tiroidin kanser olmayan hastalıklarının tedavisi için

2) Tiroid kanseri tedavisi için

Tiroid kanseri tedavisi için hastalar hastanede yatırlır ve mümkün olduğunca yüksek doz (>150 miliküri) rai verilir.

Halbuki tiroıidin kanser olmayan hastalıklarının tedavisinde ise olabildiğince düşük doz kullanılır. Örneğin hipertiroidi hastalığında yaklaşık 10 miliküri kullanılır

Tiroid Papiller Kanser ve Folliküler Kanser’de Radyoaktif İyot Tedavisi

Hastada tiroid bezesi tümüyle çıkarıldıktan sonra özel olarak kurşun ile zırhlanmış bir hastane odasında hastalara yüksek doz radyoaktif iyot (RAİ) uygulanır. Bu radyoaktif iyot (iyot-131) ağız yoluyla alınır (yutulur). Sıvı veya kapsül halinde radyoaktif iyot kullanılır. Kapsül formu tercih edilmelidir; sıvı radyoaktif iyot tercih edildiğinde tedavi sonrasında tükrük bezelerinin kuruması daha sık görülmektedir. Ayrıca, sıvı radyoaktif iyot kullanıldığında yemek borusunun (ösefagus)gereksiz yere daha fazla radyasyona maruz kalması söz konusudur.

Böylece ameliyat öncesinde, ameliyat sırasında ve ameliyat sonrasında tiroid bölgesinde kalan ve vücudun başka yerlerine dağılmış olan “kanser hücrelerinin” ortadan kaldırılması amaçlanır.

Eğer tiroid kanseri başka bir yere gitmiş ve orada “yayılma” yapmışsa bu durumda daha da yüksek doz radyoaktif iyot-131 uygulamaktan ibarettir.

Hastaların ameliyat sonrasında radyoaktif iyot-131 tedavisi öncesinde tüm vücudunu taramak ve takiben yüksek doz tedavi verdikten sonra tüm vücudu bir kez daha taramak daha kesin sonuçlar vermektedir.

Tedavi dozu 150 mci' (MİLİKÜRİ)nin altında olmamalıdır. Gereken vakalarda aradan 6 ay geçtikten sonra tekrar yüksek doz iyot-131 verilebilir.

İlk defa uygulanan radyoaktif iyot her zaman daha etkilidir; o nedenle ilk başta yüksek doz verip kesin sonuca ulaşmak önemlidir. İkinci defa ve daha sonra verilen radyoaktif iyotun tiroid kanser hücreleri tarafından tuutulması daha düşük olarak gerçekleşir (etkisi de azalır). Temel prensip "İLK DOZ ALTIN DOZDUR"

YÜKSEK DOZ UYGULAMASI BAZI KOMPLİKASYONLARI DA BERABERİNDE GETİRİR. Hastanın iyi hazırlanması, tedavi sonrası dönemin ciddiye alınması, tedavi sonrasında bazı özel uygulamalarla yüksek dozun tükrük bezleri, akciğer ve diğer yakın organlara zarar vermesinin önüne geçilir.

Verilecek toplam dozun sınırı genellikle toplam 2000 mCi civarındadır. Ancak, vücudunun her yerine kanser yayılmış ve hayatı tehlikeye girmiş bir hastada bu sınır aşılabilir.